E-Bülten
Adınız
Soyadınız
E-Posta
Üye Olmak İstiyorum
Üyelikten Çıkmak İstiyorum

 
Tavsiye
Ad
Soyad
E-Posta*
*Tavsiye edeceğiniz E-posta
Tavsiye Et
 

  



Çocuklarda Depresyon
Çocuklarda Depresyon

DR. AHMET  ÇEVİKASLAN

Depresyonun nedenleri nelerdir, çocuklarda farklı nedenler de depresyona neden olabilir mi?

Depresyonun nedenlerini anlamaya yönelik bütün araştırmalar “biyopsikososyal model” tanım çerçevesinde toparlanabilir.

Biyolojik model; depresyon gelişiminde kalıtımsal yatkınlığı vurgular. Yani; bir kişinin birinci derece yakınlarında depresyon gibi mizaç bozuklukları bulunması, o kişide depresyon görülme yatkınlığını arttırır. Bunun dışında geçmiş yıllarda bazı depresyon araştırmalarında vücutta kortizol salgısı ve daha birçok hormon ya da aracı madde düzeyinde, adrenerjik sistem düzeyinde farklılıklar saptanmıştır. Çeşitli görüntüleme çalışmalarında bazı beyin bölgelerinde aktivite ve hacim değişimleri bulunabilmektedir. Yine, sinir hücreleri arasında iletimi sağlayan serotonin, norepinefrin gibi aracı maddelere etkili ilaçların da tedavide yararlılığı iyi bilinir. Depresyonu açıklamaya yönelik en son model ise duyguların doğduğu beyin bölgelerindeki sinir-hücre bağlantılarının sağlıksız olduğunu ileri süren modeldir. Bütün bu sonuçlar, depresyon nedenleri arasında biyolojik kökeni desteklemektedir.

Sosyal modeller ise ebev eyn-çocuk ilişkisinde veya çocuğun dış dünyayla ilişkisinde yaşadığı problemlerin depresyonun ortaya çıkışını kolaylaştırdığını ileri sürer. Çocuklar için de aynı nedenler söz konusudur. Çocuğun hayatında bu etkenler ne kadar çok ve yoğun ise depresyonun ortaya çıkışı da o kadar erken olur.     

Depresyon  nedeni olabilecek fiziksel hastalıklar var mıdır?

Klinik tablosu itibarı ile birçok hastalık merkezi sistemini baskılayarak veya metabolizmayı bozarak depresyonu taklit edebilir, bu nedenle depresif yakınmalarla karşımıza gelen bütün hastalarda detaylı bir fizik muayene ve tarama yapılmalıdır. Üstelik kendileri de depresyon nedeni olabilirler.

Depresyonu taklit edebilecek ve depresyona yol açabilecek  durumlar ise şunlardır:

Sinir sistemini tutan enfeksiyonlar (tüberküloz, sifilis, AIDS, ensefalit, menenjit vs) Sinir sisteminin yapısını bozabilecek veya kitle etkisi yaratabilecek epilepsi, kanama, beyin damarı hasarı gibi durumlar, Tiroid, böbrek üstü bezi, diabet ve diğer metabolik hastalıklar  Epilepsi ilaçları, klonidin,  barbitürat, antihistaminik vb ilaçlar Alkol ve başka maddelerin sık kullanımı ve bazen yoksunluğu, kansızlık, hiponatremi ve hipokalemi gibi elektrolit dengesi problemleri, gelişme geriliği gibi diğer durumlar.       

Depresyon, geçtiğimiz yıl içinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından en önemli on sağlık probleminden birisi olarak kabul edildi. Erişkinler için bu kadar önemli olan bu ruh sağlığı sorunu çocuklarda da görülebilir mi?

Elbette ki görülür, hem de tahmin edilenden daha yaygındır. Çocuk da mutsuz olur, neşesi kaçar, gündelik yaşantısında isteksiz veya verimsiz olur.

Tahmin edilenden daha yaygın olduğunu belirttiniz. Depresyon yaşayan çocuklar, kliniklere daha mı az başvuruyorlar yoksa aileler bunu fark etmekte mi zorlanıyorlar ya da hekimler de depresyon tanısı koymakta zorlanabiliyorlar mı?

Çocuklardaki depresyon nasıl tanınır?

Öncelikle depresyonu genel hatları ile özetleyecek olursak; kişi zamanının çoğunda mutsuzdur, üzgündür, önceden keyifle veya kolaylıkla yapabildiği aktivite veya sorumluluklardan  kaçmaya başlar, uyku ve iştah düzeni bozulur, motivasyon azlığı nedeni ile dalgınlık, unutkanlık, dikkatsizlik, üşengeçlik gibi gündelik sıkıntılar sıklaşır, ölüm düşünceleri geçer aklından, ruhsal ve fiziksel huzursuzluğu dışardan bile gözlenebilir, eziklik duygusu veya kendine güvensizlik, hatta yetersizliğin getirdiği suçluluk duyguları yaşanır.

Küçük çocuklarda ifade becerisi zayıf olduğu için daha çok davranış problemleri ile karşımıza çıkarlar. Genellikle anne babalarının kontrolü altında olduklarından; klinik öykü de anne babanın bakışı tarafından şekillenir. Örneğin; çocuğun mutsuzluğu sürekli ağlamalar şeklinde, isteksizliği kurallara uymama ve sorumluluklarını yerine getirmeme şeklinde, ruhsal huzursuzluğu ise söz dinlememe şeklinde tarif edilebilir.

Okul çağına gelen bir çocukta sözel anlatım daha güçlü olduğundan çocuğun ifadelerine de yansımaya başlar ve sıkıntı, ders çalışmama, arkadaşları ile uyum güçlüğü şeklinde tarifler karşımıza çıkar. Ergenlik çağındaki bir çocukta ise gündelik sorumlulukları savsaklama, okuldan soğuma şeklinde tarifler görülebilir.