E-Bülten
Adınız
Soyadınız
E-Posta
Üye Olmak İstiyorum
Üyelikten Çıkmak İstiyorum

 
Tavsiye
Ad
Soyad
E-Posta*
*Tavsiye edeceğiniz E-posta
Tavsiye Et
 

  



Kadınlarda Depresyon

Kadınlarda Depresyon

 

 

 

 

 

 

Prof.Dr.Nevzat HARHAN

Memory Center

Nöro Psikoloji Merkezi

 

•Kendimi üzgün ve alıngan hissediyorum.

•Bana daha önce zevk veren şeylere karşı ilgim azaldı. 

•Uyku düzenim, iştahım, kilom değişti.

•Enerjimin bittiğini ve yorgun olduğumu hissediyorum.

•Umutsuz, suçlu, değersiz ve kifayetsiz olduğumu düşünüyorum.

•Konsantre olamıyor, düşüncemi toplayamıyorum.

•Herhangi bir konuda karar vermekte güçlük çekiyorum. 

•Arkadaşlarım değiştiğimi söylüyorlar.

•Çok sık bir şekilde ölümü arzuluyorum.

 

Yukarda sayılanların üçü veya  daha fazlası varsa, o kişi depresyon tanısı alır. Ancak yaşanan her üzüntü yada hüzün depresyon değildir. Bir kimseye bu teşhisin konulmasında stres, ailede depresyon geçirenlerin varlığı ve o kişinin -varsa- daha evvel atlattığı ruhsal hastalığın rolü büyüktür.

Depresyon çağımıza damgasını vuran hastalıklardan biridir. İnsanın hayatla arasındaki en güçlü bağlarını kopma noktasına getiren, en azından zayıflatan bir rahatsızlıktır. En önemli özelliği ise ‘yeti yitimi’ dediğimiz, kişiyi verimsizleştiren durumdur. Bu sebeple hayatî tehlikesi kalp hastalıkları kadar olmasa da bilhassa iş verimindeki düşüşün engellenmesi için mücadele gerektirir.

Erkeklerde depresyon görülme sıklığı kadınlara nazaran daha azdır. Fakat erkeklerde depresyonun intiharla sonlanma oranı daha yüksektir. İntiharla ölen kişilerin beyin omurilik sıvılarındaki serotonin maddesinin 10 -15 misli düşük çıkması hastalığın tedavisinde ilacın önemini göstermektedir.

Depresyondaki kadınların en büyük sıkıntısı anlaşılamamaktır. Şeklen bakıldığında organları yerindedir. Hayatları gayet muntazam, maddi ve manevi refahları yerinde olduğundan adeta rahatlığın onları sıktığı düşünülür. Depresyondaki bir kadının yakınları ona “gez, dolaş, kafanı dağıt, takma kafana, kendi kendinin doktoru ol” gibi telkinlerde bulunurlar. Oysa hasta zaten bunları yapmaya çalışıyor ama başaramıyordur. Çevresi rahatsızlığın istem dışı olduğunu bilmediği için depresyondaki kadının hastalığı daha da ağırlaşır.

Adet döngüsü değiİşimleri, gebelik, düşük yapma, doğum sonrası zayıflık, menopoz gibi hormonal etkenler kadınlarda depresyonu tetikleyen unsurlardır. Diğer taraftan çalışan kadının evdeki sorumluluklarının devam etmesi ve eşinin cinsel aldatmaları, ev hanımlarının çocuklarını yalnız başlarına yetiştirmeleri, yaşlı insanlara bakmaları ve yaptıkları işin o esnada somut bir şekilde gözükmemesi gibi durumlar fazladan strese sebep olarak depresyonu tetikleyebilir.

Depresyon tedavisinde kadını tek olarak ele almak yeterli olmaz. İlaç, psikoterapi, elektromanyetik tedaviler dışında aile bireylerini de kapsayan tedavilerine ihtiyaç vardır.